Ergenlik dönemi, yalnızca fiziksel değişimlerin yaşandığı bir süreç değildir. Bu dönem; kimlik arayışının, duygusal dalgalanmaların, bağımsızlaşma çabalarının ve sosyal ilişkilerde yeniden yapılanmanın yaşandığı oldukça hassas bir gelişim evresidir. Çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecinde ergenler, bedensel, zihinsel ve duygusal olarak hızlı değişimlerle karşı karşıya kalırlar. Bu değişimlere uyum sağlamak her zaman kolay olmayabilir.
Bazı ergenler bu süreçte öfke patlamaları, kurallara karşı gelme, içine kapanma, okul başarısında düşüş, risk alma davranışları, yoğun çatışmalar, sosyal ilişkilerde sorunlar veya çeşitli uyum güçlükleri yaşayabilirler. Ebeveynler tarafından çoğu zaman “asi davranışlar”, “söz dinlememe” ya da “ergenlik işte” şeklinde yorumlanan bu tepkiler, bazen ergenin yaşadığı içsel zorlanmaların dışa vurumu olabilir.
Her Problemli Davranışın Ardında Bir İhtiyaç Vardır
Ergenlikte görülen problem davranışlar çoğu zaman yalnızca davranışın kendisinden ibaret değildir. Davranışın altında anlaşılma ihtiyacı, kabul görme arzusu, aidiyet arayışı, değersizlik hisleri, yoğun kaygılar veya duygularını ifade etmekte yaşanan güçlükler bulunabilir.
Bu nedenle yalnızca davranışı durdurmaya çalışmak yerine, o davranışın ne anlatmaya çalıştığını anlamak önemlidir.
Örneğin;
- * Sürekli öfkelenen bir ergen aslında anlaşılmadığını hissediyor olabilir.
- * İçine kapanan bir ergen yoğun kaygılar yaşıyor olabilir.
- * Kurallara aşırı karşı çıkan bir ergen bağımsızlaşma çabası içinde olabilir.
- * Riskli davranışlara yönelen bir ergen kendini ait hissedeceği bir alan arıyor olabilir.
Aile Ortamı Neden Bu Kadar Önemli?
Toplumda sıkça dile getirilen “Ergen artık ailesini dinlemez.” düşüncesinin aksine, ergenlik döneminde aile etkisi hâlâ oldukça güçlüdür.
Ergen bağımsızlaşmaya çalışırken bir yandan da güvenli bir limana ihtiyaç duyar. Bu nedenle aile içindeki ilişkilerin niteliği, ergenin yaşadığı zorluklarla nasıl baş edeceğini doğrudan etkileyebilir.
Sürekli eleştirilen, yoğun çatışmalara maruz kalan, duygusal ihtiyaçları görülmeyen veya kendini ifade etmekte zorlanan ergenlerde problem davranışların görülme riski artabilmektedir. Buna karşılık; duyguların konuşulabildiği, sınırların net olduğu, anlayış ve destek içeren aile ortamları koruyucu bir işlev görmektedir.
Bazen Davranışın Kendisine Değil, Süresine ve Şiddetine Bakmak Gerekir
Ergenlik döneminde yaşanan her değişim ya da her çatışma bir problem olduğu anlamına gelmez. Zaman zaman öfkelenmek, aileyle fikir ayrılıkları yaşamak, yalnız kalmak istemek veya kuralları sorgulamak gelişimsel sürecin doğal parçaları olabilir.
Ancak bazı durumlarda bu tepkiler geçici bir dönemsel zorlanmanın ötesine geçebilir. Ergenin günlük yaşamını, akademik performansını, arkadaş ilişkilerini, aile içindeki iletişimini veya duygusal iyi oluşunu belirgin biçimde etkilemeye başladığında bu davranışlara daha yakından bakmak gerekebilir.
Ebeveynler çoğu zaman davranışın kendisine odaklanırlar; oysa önemli olan davranışın altında neyin yattığını anlayabilmektir. Bazen uzun süredir devam eden bir öfke, giderek artan bir içe çekilme, yaşamdan alınan keyfin azalması ya da ilişkilerde yaşanan yoğun zorlanmalar, ergenin tek başına taşımakta güçlük çektiği bir yükün işareti olabilir.
Bu noktada profesyonel destek almak yalnızca ortaya çıkan sorunu çözmek için değil, ergenin yaşadığı süreci daha iyi anlamak ve ona uygun şekilde eşlik edebilmek için de önemli bir fırsat sunabilir. Erken dönemde atılan küçük adımlar, ileride yaşanabilecek daha büyük güçlüklerin önüne geçilmesine yardımcı olabilir.
Psikolog İlayda Çoban